videotakip
76 Takipçi | 62029 Takip
06 10 2010

KORKUNÇ YILLAR KİTAP ÖZETİ (CENGİZ DAĞCI)

Roman anlatılan olayların gerçekliğini okuyucuya veren bir önsöz ve daha sonra giriş bölümüyle başlar. Önsöz yayınevi sahibi tarafından, bu duyguyu okuyucuda uyandıracak şekilde samimi yazılmıştır. Yaşar Nâbi, roman müsveddelerinin eline nasıl geçtiğini ve romanın yazarı hakkında bazı malûmatı önsözde zikreder.Hemen ardından Cengiz isimli Kırımlı gencin (romanın yazarı) yazmış olduğu ve romanın kahramanı Sâdık Turanla tanışmaları ile, ondan hâtıralarını nasıl aldığını izah eden, tabii yine okuyucuda gerçeklik duygusunu besleyen bir giriş kısmından sonra romana, yani “Sâdık Turan’ın Hâtıralarına” geçilir. Eser hatırat mahiyetinde olduğundan, romanın kompozisyonu da buna uygun olarak düzenlenmiştir. Roman dokuz bölüme ayrılmış ve her bölümün başına geçmişteki hatıraların yazılmasından evvel, Sâdık Turan’ın hâldeki hâlet-i ruhiyesini aksettiren paragraflar konulmuştur. Hâtıralar Roma’da yazılmıştır. Bu münâsebetle, bölüm başlarındaki paragrafların muhtevası, Sâdık’ın Roma’daki hayatından meydana gelir. Böylece yaşanan an ile mazi birleştirilir.Kırım’da, Sâdık, Akmesçit’e bağlı Kızıltaş köyünde doğmuştur. Kızıltaş Karadeniz kıyısında şirin bîr köydür. Ama Ruslar burada yaşayan Türkleri rahat bırakmazlar. Sık sık baskınlar düzenleyerek köyün, Kırım çapında da milletin ileri gelenlerini, aydınları tutuklayıp sürerler veya hapse atarlar. Rusların hedefi; diliyle, diniyle, medeniyetiyle Türk kültürünü yok etmektir. Camileri yıkarlar, tarihî eserleri harabederler. Sık sık alfabe değiştirerek Türk dilini unutturmaya, Türklerin birbirleriyle irtibatlarını kesmeye çalışırlar.Kırım’daki Türk’lerin orta yaşlıları milliyetçidirler. Bu duyguyu evlâtlarına da aşılarlar, onlara “Kuzu Kurpeç” ve “Çora Batır” gibi kahramanlık destanlarıyla, “Siyer-i Nebi” gibi dinî kitapları anlatırlar ve okurlar. Sâdık’ın babası Hüseyin Ağa da bu çeşit Kırımlılardandır. Mekteplerde dine ve milliyetçiliğe —bilhassa Türk milliyetçiliğine— insafsızca hücumlar yapılmasına rağmen, evler... Devamı

06 10 2010

KİRALIK KONAK KİTAP ÖZETİ (YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU)

Romanda nesiller arasındaki çatışma yansıtılmıştır. Nesiller arasındaki uçurumdan ve hızlı değişimin getirdiği ahlak buhranı anlatılmıştır. ROMANIN ÖZETİ:Naim Efandi çok zengin, zengin olduğu kadarda hesaplı bir kişiydi. Babasından kalma bir serveti vardı. Büyük bir itina ile idare ediyor ve koruyordu. II. Abdülhamit döneminde devletin yüksek mevkilerinde bulundu. Bir çok defalar valiliklerde dolaştı.Bütün çocukluğu, bütün gençliği İstanbul ‘un en kalabalık konağında geçen Naim Efendi eğlenceli toplantıları, dostlar arasındaki sohbetleri, misafirlere ziyafetleri çok severdi. Fakat öyle bir zaman yaşadı ki bunların hepsi yasaktı. Naim Efendi yeni sazdan, yeni şarkılardan zevk almak bir tarafa, son senelerde yazılan ve konuşulan Türkçe’yi bile anlamıyordu.Bundan beş sene öncesine kadar karısı Nefise Hanımefendi yanı başında idi, rahatı ve huzuru iyi durumdaydı. Zira, bu ihtiyar kadın ölünce evin içinde yalnız kaldı. O öldükten sonra yerine kızı Sekine hanım geçti; fakat Sekine Hanımı hiçbir yönüyle annesine benzemiyordu.Naim Efendinin damadı Düyunu Umumiye Müfettişlerinden Servet Bey, Naim Efendinin saflığından yararlanarak konak içerisinde işleri istediği gibi yürütüyordu. Servet Beyin oğlu Cemil henüz yirmi yaşında olmasına rağmen Beyoğlu’ndaki büyük lokantaların, gazinoların, barların sadık dostu idi. Bu yaşında birçok zevkleri vardı. Biraderinin küçük sırlarını bilen Seniha ise son çıkan moda gazetelerinin resimlerine benzerdi. Körpe, ince ve çolak vücudu, ipek böcekleri gibi daima biçim değiştirme, değişim içerisindeydi.Pazartesi günleri Seniha’nın çay günleridir. Avrupa’nın bütün kibar kadınları gibi o günleri güzel giyinir, kuşanır ve tam beşte konağın salonunda az görülen bir hanımefendi gibi ziyaretçilerini beklerdi. Seniha salonun bir köşesinde iki genç kızla halasının torunu Hakkı Celis’in kendisine okuduğu şiirleri dinler gözüküyordu. Bu genç kendisinden iki ay küçük olmasına rağmen ve birçok şiiri bazı dergilerde çıkmasına rağmen ona parmakları mürekkep l... Devamı

06 10 2010

KIZILCIK DALLARI KİTAP ÖZETİ (REŞAT NURİ GÜNTEKİN)

Nadide Hanım’ın yetim olarak konağa aldığı Gülsüm ve onun konak hayatı boyunca başından geçenleri,maruz kaldığı haksızlıkları anlatan bir kitap. KİTABIN ANA FİKRİİnsanoğlunun ne kadar iki yüzlü olabileceğini,ne yaparsanız yapın yaranamayacağınızı,menfaatlerin daima kişiliğin önüne geçtiğini,vurdumduymazlığın,edepsizliğin,fitne ve dedikoduculuğun oluşturduğu sağlıksız ilişkilerin topluma verdiği zararları anlatıyor. KİTAP ÖZETİİnterneti daha hızlı dolaşın. Google Araç Çubuğuyla birlikte Firefox’u da alınNadide Hanım,Pendik istasyonunda Bolu’dan gelecek ortanca kızını bekliyordu.Nihayet Adapazarı postası gelmiş,Nadide Hanım’ın misafirlerinden başka orta yaşlı bir köylü ile iki çocuk inmişti.Belli ki adamım yola devam edecek parası yoktu.O gün akşam Nadide Hanım’ın evinin karşısında kamp kurmuşlar,geceyi orada geçirmeyi planlamışlardı.Nadide Hanım onları görünce dayanamamış eve almıştı. NadideHanım’ın büyük kızı,yani Ğülsüm’ün yanında evlatlık olarak kalabileceğini ifade etmiş ve bu teklif de yaşlı adam tarafından kabul görmüştü.Fakat Gülsüm,küçük kardeşi İsmail’e inanılmayacak kadar bağlıydı.Onu İsmail’den ayırmak imkansız gibi gözüküyorsa da Gülsümayrılığa katlanmış,acısını bir iki gün içinde hazmetmişti.Gülsüm evlatlık olarak alındığı bu evde ,evin en küçüğünden en büyüğüne kadar herkes tarafından horlanıyor,her zaman suçlu bulunuyor,azarlanıyor,dövülüyordu.Gülsüm ‘ü kendi çıkarları doğrultusunda kullanmalarına rağmen o herkesin yardımına koşuyordu.Her olayda her konuşmada İsmail’i anar bu da ev halkını sıkardı.İsmail’e mektup yazabilmek için okula gitmişse de okuma yazma öğrenememiş;evdeki eskileri ona göndermek için toplamış,onunla görüşmek için para biriktirmeye çalışmış;fakat her defasında başarısız olmuştu.Aslında Nadide Hanım,Gülsüm’ü evin en küçük çocuğu Bülent’e bakması için evlatlık edinmişse de Gülsüm İsmail’den başka birşey düşünmüyordu.Ona İsmail’i unutturmak için Bülent’in süt ninesinin aklına bir fikir geldi.Gülsüm’e İsmail’in öldüğünü söyledi.Gül... Devamı

06 10 2010

KEŞANLI ALİ DESTANI ROMAN ÖZETİ (HALDUN TANER)

Kitabın konusu işlemediği bir suç yüzünden hapishaneye atılan bir delikanlının başından geçen olaylardır.KİTAP ÖZETİ :Ali, Sineklidağ’da oturan bir gençtir. Zilha isminde bir kızı çok sever. Birgün Zilha’nın amcası öldürülür ve suçu Ali’nin üzerine atarlar. Zilha’nın amcasıda mahallenin belalılarından biridir. Herkesten haraç toplar ve kimse tarafından sevilmez. Ali birtürlü suçsuzluğunu ispat edemez. Mahallenin en sevilmeyen adamını öldürdü diye herkes tarafından sevilir ve mahallede ünlenir. Hapishaneden çıkınca muhteşem bir karşılama töreni hazırlanır.Herkes ona sevgi gösterir.Ali mahallesine gelir gelmez, mahallenin muhtarlığına adaylığını koyar. Ali seçimleri kazanır ve muhtar olur. Mahallede kısa sürede çok şey değiştirir. Haraç olayını kaldırır ve mahalleyi bir düzene koyar. Zilha amcasını öldürdü diye Ali’ye yüz vermez. Ali kıskançlığından çatlamaktadır. Bu arada, Ali’yi sevmeyen kişiler yavaş yavaş ortaya çıkmakta ve arkasından sessizce kuyusunu kazmaktadırlar. Bülent Bey adıyla anılan zengin birisi mahalleye gelir. Mahallede bir işi vardır. Mahallede gezerken Zilha’yı görür. Zilha’yı görünce çok şaşırır.Çünkü eski eşi Nevvare’ye çok benzemektedir. Nevvare kızını ve Bülent Bey’i terketip, başkasına kaçmıştır. Kızıda Zilha’ya inanılmaz bir yakınlık duymuştur. O yüzden, Bülent Bey Zilha’yı evinde çalışması için ikna eder. Zilha’yı evine götürür. Ali bunu duyunca çok sinirlenir ve Zilha’yı Bülent Bey’in evinden almaya gider. Bu arada Bülent Bey’in eski eşi Nevvare, evini çok özlemiş ve evine dönmüştür. Ali, kapıyı çaldığında , kapıya Nevvare çıkmıştır ve Zilha diye yanlışlıkla Nevvare’yi kaçırır. Sonunda onun Zilha olmadığını anlar, fakat iş işten geçmiştir. Bu arada, Zilha’nın amcasının gerçek katili ortaya çıkmıştır. İsmi de Cafer’dir. Cafer’den Ali’yi öldürmesini isterler. Çünkü Ali  gerçektençok şeyler başardığı için bunu çekemezler.Durumu geç de olsa anlayan Zilha ,Ali’nin yanına döner ve barışırlar. Beraber mutlu bir hayat sürceklerini zannederler, ... Devamı